Manciz, Türkiye'nin yollarında yapılan yolculuklarda alınmaya değer yerel ürünleri anlattığım bir rehber. Bir restoran listesi değil, bir sosyal ağ da değil. Burada herkesin yorum yazdığı, puan verdiği bir yer bulamazsınız. İçerikleri tek başıma, gerçekten bilerek ve görerek yazıyorum.
Çıkış noktam basit bir soru oldu: Bir şehirden başka bir şehre giderken yol üzerinde nerede durmalı, neyi tatmalı, hangi ürünü almak için biraz yoldan sapmaya değer? Çoğumuz bunu ya tesadüfen öğreniriz ya da hiç öğrenemeyiz. Oysa bu ülkenin her köşesinde, kuşaktan kuşağa aktarılan tatlar, küçük üreticiler ve sadece o yöreye ait ürünler var. Manciz'i bunları bir araya getirmek için yaptım.
Reklam değil, dürüst bir rehber
Manciz bir influencer değil. Reklam yapmıyorum. Amacım size en çok bağıran ürünü göstermek değil; görmediğiniz, belki hiç düşünmediğiniz seçenekleri önünüze koymak.
Olabildiğince şeffaf olmaya çalışıyorum. Bir üreticinin hangi ürünü gerçekten iyiyse onu öne çıkarırım; her şeyi topyekûn övmem, çünkü aynı üreticinin her ürünü aynı düzeyde olmayabilir. Buraya yalnızca gerçekten hak edenler giriyor.
Ölçüm tek: kendi çocuğuma gönül rahatlığıyla yedirebileceğim ürünler. Geçemiyorsa, buraya da girmiyor.
Bir de şunu açıkça belirteyim: kimseyle maddi bir bağım yok. Hiçbir üreticiden para almıyorum, hiçbir ürün için ücret karşılığı yer vermiyorum. Burada okuduğunuz tek şey, gerçekten değdiğini düşündüğüm şeyler.
Neden böyle bir şey yaptım?
Türkiye'yi özel kılan şeylerden biri bu çeşitlilik. Bir ilçeden diğerine geçtiğinizde peyniri, zeytini, tatlısı, baharatı değişiyor. Aynı ürünün bile köyden köye farklı yapıldığı bir yerdeyiz. Bu zenginlik kendiliğinden korunmuyor; görünür olduğu, anlatıldığı ve tercih edildiği sürece yaşıyor.
Çoğu zaman bu ürünlerin nerede bulunduğunu bilmediğimiz için, yoldan geçip gidiyoruz. Manciz'i bu bilgiyi tek bir yerde toplayıp, doğru yerde durmanızı kolaylaştırmak için hazırladım.
Yerel üreticiye destek olmak
Benim için en önemli konulardan biri yerel üreticiler. Yıllardır aynı işi yapan, kendi ürününü kendi eliyle hazırlayan insanlar büyük markaların gölgesinde kalabiliyor. Onları bulmak, adını anmak ve daha çok kişiye ulaştırmak hem bu emeğe değer vermek hem de o tatların gelecekte de var olmasını sağlamak demek.
Doğrudan üreticiden almanın somut bir faydası da var: araya giren her halka fiyatı biraz daha yukarı çeker. Aradaki aracılar azaldıkça hem üreticinin eline geçen pay artar hem de sizin ödediğiniz fiyat hafifler. Yoldan geçerken yapacağınız küçük bir alışveriş bile bu denklemde gerçekten fark yaratıyor.
Markette kilosu 600 liraya satılan peynirin daha doğalini, Edirne'deki bir üreticiden 250 liraya aldığımda, bir şeylerin yanlış gittiğini anladım. İşin doğrusunu bir kez gördükten sonra geri dönüşü olmuyor.
Doğal ve besleyici ürünler
Süpermarket raflarındaki çoğu ürün, aylarca dayanması için işlenir. Uzun raf ömrü pratik gelebilir; ama bunun bedeli çoğu zaman tadından ve besleyici değerinden ödenir. Yerel üreticinin ürünü ise genellikle taze, mevsiminde ve katkısız olur. Daha doğal, daha besleyici ve çoğu zaman çok daha lezzetlidir.
Tarıma ve üreticiye destek olmak yalnızca bir alışveriş tercihi değil. Toprağı işleyen insanın ayakta kalması, küçük üretimin sürmesi ve bu ülkenin sofrasındaki çeşitliliğin korunması demek. Her tercih, hangi tür bir üretimin yaşamaya devam edeceğine dair küçük bir oy aslında.
Her ürünün ihraç edildiği, ne olduğu belli olmayan, katkı maddesiyle dolu paketler yerine, üreticinin kendi elleriyle yaptığı, doğal ve besleyici ürünleri tercih etmek hem sağlığınız hem de bu ülkenin geleceği için çok önemli.
Kısacası
Manciz'i; yolculuğunuzu biraz daha anlamlı kılmak, yerel üreticiyi görünür kılmak ve bu ülkenin sofrasındaki zenginliği bir arada tutmaya çalışmak için yaptım.